Mali Müşavirin Müteselsil Sorumluluğu — Beyannamenin Bizzat İmzalanmış Olması Zorunlu Ön Şarttır; İmzalanmamış Beyannameden Doğan Vergi Ziyaından Müşavir Sorumlu Tutulamaz

Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, serbest muhasebeci mali müşavirin müteselsil sorumluluğuna gidilebilmesi için mükellef adına verilen beyannamenin bizzat o meslek mensubu tarafından imzalanmış olmasının zorunlu ön şart olduğuna; imzalanmamış bir beyannameden doğan vergi ziyaı, ceza ve gecikme faizinden meslek mensubunun sorumlu tutulamayacağına 03/12/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar vermiştir. (Esas: 2025/155, Karar: 2025/1037)

Mahkeme
Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu
Esas: 2025/155 — Karar: 2025/1037

Karar Tarihi: 03.12.2025
Oybirliğiyle — Kesin
Vergi Danışmanlığı Departmanı

ÖZET

Serbest muhasebeci mali müşavir olan davacı adına, mali müşavirlik hizmeti verdiği bir anonim şirketin 2016 yılına ait kurumlar vergisi, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizinden oluşan borçlarının tahsili amacıyla müteselsil sorumlu sıfatıyla düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır.

Mali müşavirlik hizmeti verilen şirket hakkında düzenlenen vergi tekniği raporunda, şirketin 2016 yılında düzenlediği faturaların gerçek bir emtia teslimine veya hizmet ifasına dayalı olmadığı tespit edilmiş, elde edilen komisyon gelirinin kayıt ve beyan dışı bırakıldığından bahisle şirket adına vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi tarh edilmiştir. Bu alacaklardan müteselsilen sorumlu olduğu belirtilerek davacı mali müşavir adına ödeme emri düzenlenmiştir.

Serbest muhasebeci mali müşavirlerin mali sorumluluğuna gidilebilmesinin şartları 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 227. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenmiştir. Mali sorumluluk için birlikte aranan üç şart şunlardır: beyannamenin sorumluluğu öngörülen meslek mensubu tarafından imzalanmış olması; imzalanan beyannamede yer alan bilgilerin defter kayıtlarına ve dayanak belgelere uygun olmaması; bu uyumsuzluğun vergi kaybına neden olması. Bu şartların birlikte gerçekleşmesi ve tespit edilen hususlarla meslek mensubunun eylemi arasındaki illiyet bağının somut olarak ortaya konulması gerekmektedir.

Davacının mükellef adına verdiği ve imzaladığı beyannameler arasında 2016 yılına ait kurumlar vergisi beyannamesi bulunmadığı, davalı idarece de bu beyannamenin davacı tarafından imzalandığına dair herhangi bir tespit yapılmadığı anlaşılmıştır. “İmza” şartı gerçekleşmediğinden, diğer şartlara bakılmaksızın müşavir adına düzenlenen ödeme emri hukuka aykırı bulunmuştur. Sadece muhasebe ve mali müşavirlik hizmeti verilmiş olması, mali sorumluluk için tek başına yeterli değildir.

İSTEMİN KONUSU

Bölge İdare Mahkemesi Vergi Dava Dairesinin ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenmektedir.

DAVA KONUSU İSTEM

Serbest muhasebeci mali müşavir olan davacı adına, mali müşavirlik hizmeti verdiği bir anonim şirketin 2016 yılına ait kurumlar vergisi, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizinden oluşan borçlarının tahsili amacıyla müteselsil sorumlu sıfatıyla düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır.

Şirketin sahte fatura düzenleme fiiline katıldığı sonucuna varılan davacı adına düzenlenen ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi yolunda verilen mahkeme kararına karşı yapılan istinaf incelemesinde, ödeme emrinin yetki yönünden hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle iptal edildiği; Danıştay Dördüncü Dairesince ödeme emrinin yetkili vergi dairesince düzenlendiği gerekçesiyle bu kararın bozulduğu; bozma sonrası Vergi Dava Dairesince beyannamelerin defter kayıtlarına uygun olmadığı yolunda bir tespit bulunmadığından ödeme emrinin yeniden iptal edildiği görülmüştür.

DANIŞTAY DOKUZUNCU DAİRESİNİN BOZMA KARARI

Davalının temyiz istemini inceleyen Danıştay Dokuzuncu Dairesi, asıl borçlu şirketin sahte fatura düzenleme organizasyonu içinde yer aldığını, otuz yılı aşkın mesleki deneyimi olan davacının bu organizasyona dahil yirmi dokuz mükellefin muhasebeciliğini yaptığını, sahte fatura düzenleme faaliyetlerini başından beri bildiğini ve mesleki bilgisine dayanarak bu firmaların kurulması ve beyannamelerinin verilmesi gibi işlemleri yaparak fiile doğrudan katıldığını değerlendirerek, asıl borçluyla birlikte müteselsilen sorumlu tutulmasında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşmış ve kararı bozmuştur. Bölge İdare Mahkemesi Vergi Dava Dairesi ise bozma kararına uymayarak ilk kararında ısrar etmiştir.

İLGİLİ MEVZUAT

213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 227. maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde, vergi beyannamelerinin 3568 sayılı Kanun’a göre yetki almış serbest muhasebeci, serbest muhasebeci mali müşavir veya yeminli mali müşavirler tarafından da imzalanması mecburiyetini getirme hususunda Maliye Bakanlığına yetki verilmiş; ikinci fıkrasında beyannameyi imzalayan meslek mensuplarının, imzaladıkları beyannamelerde yer alan bilgilerin defter kayıtlarına ve bu kayıtların dayanağını teşkil eden belgelere uygun olmamasından dolayı ortaya çıkan vergi ziyaına bağlı olarak salınacak vergi, ceza ve gecikme faizlerinden mükellefle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulacağı düzenlenmiştir.

Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun istikrar kazanmış kararlarına göre, sorumluluğu öngörülen kamu alacaklarının ait olduğu vergi türlerine ilişkin beyannamelerin serbest muhasebeci mali müşavirler tarafından imzalanmaması durumunda mali müşavirlerin bu alacaklardan sorumlu tutulamayacağı kabul edilmektedir (VDDK, 14/09/2022, E:2021/1346, K:2022/990; VDDK, 22/11/2023, E:2022/1293, K:2023/1390).

HUKUKİ DEĞERLENDİRME

Serbest muhasebeci mali müşavirlerin mali sorumluluğuna gidilebilmesinin şartları 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 227. maddesinin ikinci fıkrasında açıkça düzenlenmiştir. Meslek mensuplarının mali sorumluluğuna gidilebilmesi için birlikte aranan şartlar şu şekildedir:

i. Mükellef adına verilen beyannamenin sorumluluğu öngörülen meslek mensubu tarafından imzalanmış olması.

ii. Meslek mensubunun imzaladığı beyannamede yer alan bilgilerin, defter kayıtlarına ve bu kayıtların dayanağını teşkil eden belgelere uygun olmaması.

iii. Meslek mensubu tarafından verilen beyannameler ile tutulan defter kayıtları ve bunların dayanağını teşkil eden belgeler arasındaki uyumsuzluğun vergi kaybına neden olması.

Bu durumda, meslek mensuplarının mali sorumluluğuna gidilebilmesi, ancak Kanun’da aranan bu şartların birlikte gerçekleşmesi ve vergi incelemesinde tespit edilen hususlar ile meslek mensubunun eylemi arasındaki illiyet bağının somut bir biçimde ortaya konulması hâlinde olanaklıdır.

Sorumluluğu öngörülen meslek mensubu tarafından vergi beyannamesinin imzalanmamış olması hâlinde, beyannamede yer alan bilgilerin defter kayıtlarına ve dayanak belgelere uygun olmaması nedeniyle ortaya çıkan vergi ziyaına bağlı olarak tarh edilen vergi, kesilen ceza ve hesaplanan gecikme faizi yönünden salt mükellefe muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri verilmesinden dolayı meslek mensubunun sorumluluğuna gidilebilmesine imkân bulunmamaktadır.

Olayda, asıl borçlu mükellefe mali müşavirlik hizmeti veren davacının mükellef adına verdiği ve imzaladığı beyannameler arasında 2016 yılına ait kurumlar vergisi beyannamesi bulunmadığı gibi, davalı idarece anılan beyannamenin davacı tarafından imzalandığına dair herhangi bir tespit de yapılmamıştır.

Bu durumda, 2016 yılına ait kurumlar vergisi beyannamesinin davacı tarafından imzalanmadığı anlaşıldığından ve bu nedenle Kanun’da meslek mensuplarının mali sorumluluğu için öngörülen beyannamenin imzalanmış olması şartının olayda gerçekleşmediği sonucuna varıldığından, davacı adına düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuki isabet görülmemiştir.

SONUÇ

Açıklanan nedenlerle; davalının, Bölge İdare Mahkemesi Vergi Dava Dairesinin ısrar kararına yönelik temyiz isteminin REDDİNE, 03/12/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

Tamamını PDF olarak indirin

Translate »